Bu sabah uyandığımda üzerimde koca bir fil oturuyordu. üzerimden kalkması gerektiğini söyledim. yorganın içinde kıpraştım. kıvrandım. mızıkladım. kuyruğunu çekerek ona "şişko vs." diye sözler yağdırdım. bana mısın demedi. sonra biri mesaj attı. mesajı gören fil telefonuma davrandı ve benden önce mesajı okudu. burun kıvırarak telefonu bana verdi. cevap yazabilmem için üzerimden kalktı. sonra birlikte kahvaltı etmek için mutfağa yöneldik. çokpis kanka olduk. üzgünüm, ama fil o kadar büyük ve o kadar şirin ki. bütün kanka kontenjanını dolduruverdi. üzgünüm. ah. çok hastayım. çook.
20120523
20120513
reşatcemalgüneya.
Mevsimlerden kıştı. evin tüm ışıkları kapalıydı. salonda, yapay çamın üzerindeki renkli ampüllerden yayılan yeşil, sarı ve kırmızı ışıkların duvarda dans ettiklerini hatırlıyorum. ben o sırada mevsimler gibi bir kitap okuyordum. masa lambamın loş ışığında yatağıma uzanmıştım. evet kıştı. yüzüm de ateş gibi yanıyordu. kızarmıştı da muhakkak. ve ağlıyordum. çocuk gibi ağlıyordum. on altı yaşındaydım. okuduğum kitabın ismi Çalıkuşu'ydu. sabah başlamıştım ve kitabın sonuna yaklaşmıştım. baş kahraman feride, senelerdir doğup büyüdüğü yerden uzak, şehir şehir dolaşan bir öğretmen olmaya karar vermiş ve sonunda bir iki günlüğüne evine geri dönmüştü. bu çeşit bir yaşamı seçmesine neden olan adamla tekrar karşılaşmış ve onun tek bir kucaklamasıyla tekrar orada kalmaya karar vermişti. işte ben de bu yüzden ağlıyordum. çocuk gibi ağlıyordum. on altı yaşındaydım. mutlu olmuştum çünkü nihayet kavuşabilmişlerdi. şimdi o Ayla'ya şöyle bir bakınca kendi kendime sırıtıyorum. reşat nuri'nin görmüş geçirmiş bir insan olması gerekmez miydi. reşat nuri ve sürrealizmin izleri, diyorum kendi kendime. o görmüş geçirmişse, bu roman da neyin nesi ki. yine o akşama benzer bi akşamı yaşıyor gibi hissediyorum. yine benim. yine bir akşam. ama ne bu akşam bir kış akşamı ne de ben o Ayla'yım.
~ "Güldürmeye yetmeyen sevinçler" yaşıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)