20120626

esbak.

Her zaman merak ettiğim bir şey var. insan, hani dalar ya bazen anılara. insanlar, eşyalar gelir gözünün önüne. o an, gördükleri yansır mı acaba göz bebeklerine. dikkatlice baksan görebilir misin. birinin gözlerinin içine baktığında, insanları, eşyaları görüyorsan, mutlu olabilir misin. bunu kanıtlamak isterken, hüzne boğulabilirim. ama belki o an, sadece ikimizin bir anısını düşünür o kişi. sanırım sadece o zaman mutlu olabilirim. deneyip göreceğim bir gün. seninle. sen kim bilmiyorum.

Sesinde ne var biliyor musun? Eski öpüşler var.' c.s.

20120623

o.

Gecenin üçünde bir insanı seviyordu. bir insanı sevmenin tek yolunun aşk olmadığını ona gösteren kişiyi. bakışlarındaki sıcaklığı seviyordu. onunla saatlerce sessiz oturabilirlerdi. onunla bir şemsiyenin altında hiç sorun yaşamadan yürüyebilirlerdi. onunla yağmurun altında saatlerce şarkı söyleyebilirlerdi. onun gülünce gözleri küçülüyordu; gülümsemesi yüzüne yayılırken, ifadesine bakmayı seviyordu. onun, o hiç beklenmedik varlığını seviyordu. yanaklarında oluşan çukurları da. onunla olduklarından daha farklı bir şeye ihtiyaç duymuyordu. sadece onun sonsuza kadar erişebileceği bir yerde olmasını istiyordu. onu sanki senelerdir tanıyordu. sanki asırlardır biliyordu. sanki doğduğu günden beri, ilk kumdan kalelerini birlikte yapmışlardı. sanki o, oydu. sözcüklere ihtiyaç duymadan, sadece bakışlarıyla anlaşabileceği birini isterken..

hala, o kim bilmiyordu. hala.

bilmiyordu.

"yalnızken birine ihtiyaç duymanın nasıl bir şey olduğu"ndan çok korkuyordum hani.