20151208

eftal.

gözlerini açtı aniden. ilk gördüğü şey otobüs camının üzerini kaplayan milyonlarca su damlacığıydı. etrafına bakınarak doğruldu. kaslarını hafifçe gevşetti. gökyüzü griydi. gözlerini kapattığında şeftali kokusu almıyordu. kalabalık bir şehrin kuzey hattında dolanan bir otobüsün insan ve nem kokusunu alıyordu sadece. uzun bir süredir aklının bir köşesinde örümcek ağları bağlayan anılar ve sözler. zamanında ona verilen sözlerden birini hatırlamıştı. artık kız çocuğu değildi. topuklu ayakkabıları, geç saatin verdiği yorgunluğu örten makyajı ve fönlü saçlarıyla işten eve dönüyordu. şeftali ağaçlarıyla kaplı koskocaman bir bahçenin yerine şimdi anaokulu olan bir bina dikilmişti. oradaki kız ve erkek çocukları şeftalinin nasıl koktuğunu başka türlü biliyordu. bahçede artık hiç şeftali ağacı yoktu.

~ ben şeftaliyi ısıra ısıra yerim, buna da şeftahali derim.