20131225

battaniye.

Ev hali dünyanın en huzurlu hali. kaç gündür evim'deyim. ev hali'ndeyim. bol pijamalarım, dağınık saçlarım. ince bir battaniyenin içinde, dünyaları kurtarıyorum. kendimi kurtarıyorum. mutfağa bile o battaniyeyle gidiyorum. beni sarıp sarmaladığı, koruduğu hissi mi. bilmem. pek düşünmüyorum aslında, sadece sürekli içindeyim. oh. birkaç gün huzuru yaşamak güzel. yazık ki bu da bir sona erişmek üzere. mutluluk, nasıl dayanıksız. çok acımasız bir dönemden geçtiğimi itiraf etmeliyim. hayatım düzeninden öylesine koptu ki, hala kendimi bulmaya çalışıyorum. hala bir düzen kurmaya. her şey artık öylesine farklıyken, bir türlü uyum sağlayamamak. nerelere gitsem, kendimi ait hissetmiyorum. hiçbiryerlere ait değilim. şu ince battaniyenin dışında, koskoca yabancı bir hayat. öylesine bir hayat ki, nice planlarımı, hayallerimi yemiş yutmuş. çok yorgunum. ağlamaya mecalim yok.

kendimi arıyorken, olmaktan korktuğum yerdeyim.


al beni. ne yaparsan yap.

20131221

haz.

İnsanın aklına sarılmayagörsün. düşüncelerini, keskin ve sivri tırnaklar misali hatır hutur kazımaya. öylesine acımasız. düşünüyorum da ben. ben oldum olası ince çizgilerden haz etmedim. nefret etmekten haz etmedim. aşktan haz etmedim. gördüğüm rüyalardan, yaşadığım rüyalardan haz etmedim. yaşadığım rüyalardan haz etmedim. yaşadığım. inandığım. yaşadığım. haz etmedim. etmedim diyorum sana. etmedim.

insan aklını kendi kendine yitiyor.

hal bu ki, istediğin kadar haz etme sözlerini duyar gibiyim. rüyaların gerçek mi oldu. kabusların gerçek mi. baktığında gördüğün ile, görmek istediğin bir mi. gül. bol bol gülebilirsin. kazanan belli. ve kaybeden kimse yok.

neyse ki tanıyordum, elimden gelmiyordu.

unutmak ve hatırlayamamak farklı şeyler.

20131210

dilek.

Soğuk, iliklerime kadar yayıldı. ne kadar da soğuk. odamın havası yeterince ferahlamıyor bir türlü. kapatsam camı, nefes alamıyorum. odaya giren çığlığı basıyor. ama ben yeterince ferah hissetmiyorum hala. çok yazık. bugün çok nefret ettim. sanırım ondan böyleyim. içim öylesine nefretle doldu, hücrelerimden öylesine taştı. ateşler birikti içimde, atamadım bir türlü. nefret ne tuhaf duygu. böyle dolup taşıyor için, atmasan olmuyor. nasıl atsan, bilemiyorsun. tuhaf. neyse, ben öyle kolay kolay nefret etmem. malum sekizgünün etkisi diyelim. ama ne nefret ettim. durup durup seslendim, ama o bildiğin seslenmelerden değil. gün ki yıkımlar günü, ne desem boş şimdi. yıkılman'ın dileği. yakında, her şey bitecek. ve her şey bittikten sonra, herkes yokken biz oluruz. eğer bir yerlerde varsan, gel. sadece gel. biz uyumayalım.

erkes bir şeyler söyledi kendine göre, bir kadın döktüre döktüre susuyordu.

gümeç.

Bu aralar yaşadığım ebegümeci sendromuna değinmek isterim. evet, kişisel sendromum kendisi. her eylül sonrası sonbaharında yaşadığım periyodik dönem klasiği, bu sene de kasım ayında vurdu ne hoş. durum çok basit aslında. bazen bir ebegümeci bile sizden daha mutludur, bazen de siz bir ebegümecinden daha. yalnız söylemek istediğim benim bunu, bitaraflarımdanuydurduğum yok. nedense o koca darbeler hep bu dönemde vuruyor bana. ben de bu hale geliyorum.

bir insan için, ya giderse, dediğiniz an onu kaybetmiş oluyorsunuz.

Yetmiyor değil mi. bence de. daha uygunu, daha iyisi, daha güzeli. ortak yönler listesine bir artı daha. güzelmiş evet. nezaketli de. pek de güleç. seviyor beni. sanırım çok seviyor. acılar da dinlendi nasılsa.

~ en sonunda caddelere çıktım, kaynağından öptüm seni. yetmedi.

20131208

uyku.

Uyuyunca geçmeyen hisler var. sonra geçince uyuyorsun.

~ yıllardır uyuyorum.