20121018

toprakok.

Buz gibi havalar gelsin artık. soğuk gelsin. yağmur. taş kaldırımları ıslansın okulun. yürürken ıslaklığın sesini duymak istiyorum. toprak koksun. mis gibi. yağmur değmiş toprak koksun. içime içime çekeyim. ama. malesef yapış yapış sıcakla boğuşuyor ankara halen. buna katlanabilmemin tek nedeni, bana aynı tatlı yağmur hissini yaşatanın yanımda olması. gerçek olduğundan halen emin değilim. gülünce küçülen gözlerin. şirin gamzelerin. gözlerimi kapattığımda bakışlarını görüyorum. ve yemin ederim, gözbebeklerinde de kendimi. sonra thermogenin oluyorum. onunla saatlerce sessiz oturabiliriz. tek sorun, korktuğum gibi o gün güneşliydi ve ben hapı yuttum.

sen kim, biliyor muyum.

20121008

gü-ve-neş.

Bana kendimi tomris'in turgut'u gibi hissettirmesini sevmiştim. gözlerindeki çocuğu. ellerindeki kalemi. dudaklarının kenarındaki çizgilerle bir dünya yaratasım geliyordu. da geçiyordu. sonra yine geliyordu. o gelip geçerken bıraktığı hisler tuhaf. sanki serin, rüzgarlı bir gece. öylesine bir tren istasyonundaymışım. rüzgar, beyaz gömleğimin içine soğuk soğuk işlerken. gözlerim boş raylara dikilirken. aniden gelen tren. tangır tungur ray sesleri. sonra her yeri uçsuz bucaksız deniz kaplarken tren pes etmiyor. uçsuz bucaksız deniz, uçsuz bucaksız raylar. işte tam o noktada beliren sımsıcak bir güneş gibi. alışılmışımın dışında. alışılmışım. sonra bir bakmışım, kendi güneşim bana gülümsüyor. sonra ben gülümsemesine dokunuyorum, mis gibi gülümsemek kokuyor.

güneş perdelere gelene kadar kollarında bulutlarda gibiyim.