işte. ruh halime bir şeyler olması hep bu saatlere denk geliyor. gündüz pek bir neşeli, mutluyken, bu saatler resmen duygularımı kemiriyor. hani insanlar bazen hayatlarında büyük izler bırakan olaylar yaşarlar ya. işte o anlardan biri bu saate denk gelecek diye ödüm kopuyor. mesela sen de öyle denk geldin. sıcacık, küçülen gözlerin ve kocaman gülüşün. halbuki ben, öylesine bir günde biryerlere yolculuk yaparken aynı vagonda karşılaşıveririz sanıyordum. ya da yağmurlu bir günde durakta beklerken. ya da şu serin, sessiz sabahın körlerinden birinde gazetecide. seni görünce ellerim titrer, öylece kalırım, sonra sen arkanı dönüp giderken peşine takılıveririm diyordum. olmadı hiç biri.
gökyüzünü daha da seviyorum artık. soluğun içinde gizli çünkü. şimdi koşup penceremi açarım. sen de aç, ver soluğunu. dolayısıyla sana dokunurum. sen kim bilmiyorum.