20120214

dokara

Biz kendimizi kaybetmiş, deliler gibi oynarken kar iyice hızlanmıştı. hem lapa lapaydı, hem de yumuşak yumuşak dokunuyordu tenimize. atkıdan şapkadan artan ten havuzunda buluşuyordu kar taneleri. Hızlı yağıyormuş gibi görünse de, yakından bakınca ağır çekim yarışıyorlar kar taneleri. milyonlarca tane nasıl da birbirine dokunmadan düşüveriyor yer yüzüne. yavaş yavaş. birike birike. gözlerimi birine takıp, takip etmek istiyorum. çıkıyor görüşümden sonra yeryüzüyle buluşuyor. ankara'ya kar çok yakışıyor. sonbahar havası gibi yumuşatıyor havayı. koşuşturmaktan, oynamaktan terliyoruz. şapkamı çıkarıyorum, bunaldım. sonra o ürkerek bakıyor koşarak eve giriyoruz. saçlarıma dikiliyor gözleri. gözleri ışıl ışıl. "Işıl ışıl.." diyor. anlamıyorum önce. saçlarımmış meğer. konan kar taneleri erimiş damla damla. pırlanta gibi ışıldıyorlarmış saçlarımda. dokunuyor saçlarıma. sonra kararıyor her şey. o dokundukça daha da kararıyor. dibine kadar kara. bütün renkler, görüntüler kara. bir yanda hislerimiz beyaz. hislerimiz mavi. hislerimiz kırmızı. çok fazla sıkılmadan, uzatmadan bırakıyoruz kendimizi biz de. ne olsun. ne olursa.

biz kimiz.