kendime bakıyorum. hem en gurur duyduğum, hem de en başıma dert açan yönüm; inadım. inatla başardım. inatla elde ettim. inatla da edeceğim. ama bu inadı, her işe karıştırmamam gerektiğini bir türlü öğrenemedim. bir amacı inatla başarmak, pekhoşpekgüzel oluyor. fakat iş kendimden çıkıp başka insanlara sıçrayınca, işin sehri değişiyor. insanlara inatla inanma huyum gibi. bana inatla değişeceğini söyleyip hayatımın belli dönemlerini bal'a bulayanlara inadına inancım. ne yaşarsam yaşayım duygularımı sonuna kadar yaşadım ve dürüstlüğümden hiçbir zaman ödün vermedim. o yüzden içim rahat. fakat şu pektatlı inadımı her işe bulaştırmamam gerektiğini zorla öğrenmiş oldum. çünkü insan, her gece uyumadan önce dualarına yer edeni, gün gelip zihninin en köhne yerine bırakabiliyor. sonra hiç bir şeyi bırakığın gibi bulamıyorsun. çünkü bıraktığında düşmüş, parçalanmış..