20120403

fotofıt.

Ben küçükken fotoğraf makinesi öyle şimdiki gibi fıtfıt kullanılan bir şey değildi. herkesin makinesi de yoktu. insanlar "ayy, hadi bu anı fotolayalım.. sonra da face'e koyalımm" muhabbetine giremiyordu. fotoğraf makinesi, daha çok salondaki televizyon gibi bir şeydi. aileye aitti. genele hitap ederdi. özel günlerde film takılır, öyle fıtfıtlanırdı. birkaç poz falan. ben de küçükken çok severdim güzel anları. mesela artvin'e gittiğimizde, hep yalnız yürüyüşlere çıkardım ormanda. dağ evimiz vardı. evin arka tarafına bakan pencerenin çok güzel bir manzarası vardı. tahta bir pencere, böyle yukarı itilerek açılanlardan. eğer başını uzatırsan her yer yeşildi. "çok yeşil"di benim için. zaten oraya ilk gidişimde bir alışkanlık edindim. ne zaman güzel bir şey görsem, gözlerimi sımsıkı kapayıp açardım. sonra o görüntüyü hiç unutmamaya çalışırdım. resim kazınırdı beynime. beynimi fotoğraf makinesinin hiç bitmeyen filmi gibi görüyordum sanırım. ses çıkarmazdım, çıkıt falan. ne öyle. kıkırdardım sadece. bolca kıkırdardım.