20120719

tavlis.

Bir keresinde günlerden biriydi. alis arkabahçelerden birinde mavi tırtıl arıyordu. kabarık etekleri çalılara takıldıkça, kumaştan gelen yırtılma sesleri mavi tırtıl seslerine karışıyordu. derken gözleri kıpraşan bir yaprağa odaklandı. yaprağın yeşiline karışmış mavi. tırtıl mavisi. gözleri parlayıverdi aniden ve yaprağa yöneldi. fakat odağından kaçan asıl munisi fark edince durdu. altın bir saatin parıltısı. saati tutan eller siyah, tıpkı bu hikayeyi anlatan harfler kadar siyah idi. endişeli kulakları ve yorgun gözleri vardı. biraz da sinirliydi. halbuki tavşan dediğin beyaz, ıslak burunlu fakat mutlu olmalıydı. alis onun tırtıldan daha ilginç olduğuna ve saatin parıltısını takip etmesi gerektiğine karar verdi. öyle ki günün birinde kocaman bir kalenin, kocaman bahçesinde oturup çimleri selamlarken, çubuk kraker ve elmalı pasta yemişler, birbirlerine korkunç hikayeler anlatarak aniden esen rüzgara kapılıp gitmişlerdi. tehlikeli bir yola geldiklerinde tavşan alis'in ellerini kavrayıp sımsıkı tutuyor, alisin endişelerini alıp götürüyordu. dostlukları öylesine güzeldi kir her esintiyi bahane edip yapraklarını hışırdatarak şarkılarına eşlik ediyordu. bir keresinde günlerden biriydi. alis arkabahçelerden birinde tavşanı arıyordu. kabarık etekleri çalılara takıldıkça, kumaştan gelen yırtılma sesleri.. derken tavşan aniden karşısına çıkıverdi. alis güçlü bir çığlık attı. alisin yüreği ağzına gelmişti, sonra geri yuttu neyse ki. tavşan ona aptal kızlar gibi çığlık atmamasını söyledi. alis bu çığlığın kendine ait olduğunu söylese de, tavşan umursamadan onun aptal kızlara benzettiği yönlerini bir bir sıralamaya başladı. alis sinirlenerek tavşanın ponponunu koparırcasına kavrayarak çekiştirdi. sonsuz bir sinir küpüne dönen tavşan, alis daha sonra pişmanlığını dile getirse de, ona hakaretler yağdırıp durdu. sonra tehlikeli yollarda alisin elini bıraktı. alis yorulmuştu. öyle ki bahçeden ayrılıp evine döndü. orada gururunun duymayı kaldıramayacağı sözcükler yoktu. daha sonra alis minik bir şişede biriktirdiği tuzlu suyu biriktirip zengin oldu.

derdim ki "el ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar." / diyorum ki "gün doğsun bir arınayım istiyorum. güneş tozlu caddeler kaygılarım beni bir arıtsın istiyorum. işte tam böyle istiyorum." - t.u.