Yanıbaşımdayken bile mesafelerce uzakta gibi. uzanıp dokunsam belki de kavrardı ellerimi. düşünme dedim, bak ileriye. hal bu ki düşündüm sonra. gözlerimi kaydırıp gizlice baktım profiline. saçları dalgalı biraz. sonra dudakları. ve teni beklenmedik sıcak. ne kadar çok bakarsam, o kadar uzaklaşıyor gibi. sonra tuttu ellerimi aniden. hem de sıkı sıkı. sevdi parmaklarımı, inceden okşarken. ben incelerken farketmiş meğer, kaygılı ifademe dokunmak istemiş. sonra gözlerime baktı, derin. kulaklarıma fısıldadı, alçak kadife sesiyle. ama ben aniden sıkınca ellerini, tırnaklarım batıverdi etine. katmanları birer birer deldi, kanattı. önce ellerini çekti. sonra aşık olduğum çehre uzaklaşmaya başladı. sözler sözler sözler duyuyordum. çehre ufacık beyaz bir nokta olana kadar etraf karardı. sözler büyüdü. sözler iyice kararttı etrafı. gözlerimi kapatıp çehresini tutsam da zihnimde, kulak zarlarımı deliverdi sözler birbir. içime doldular, birbir. büyüdüler. sözler taşarken dayanamadım. bilincimi kaybedince, çehre de yokolup gitti.
ikimizi düşünürdüm hep. yemyeşil çimlerin üstündeyiz, uzanmışız. el ele tutuşmuş kapatmışız gözlerimizi. ben ona şarkılar söylerken o gülümseyip uykuya dalarmış. hayatta kimsenin, hiçbir yerin vermediği huzuru bulmuşuz gibi. o ve ben. birbirimizin varlığına şükrederken, bahar gelsin istedim sadece. o kim bilmiyorum.
birkaç kere sabah oldu sandım, değilmiş.