20130121

şeftahali.

Şeftali ağaçlarıyla kaplı koskocaman bir bahçeydi. rüzgar esmiyordu. yağmur yağmıyordu. güneş açmamıştı. iki minik çocuğun kıkırdamalarından başka bir ses, onlardan başka bir hareketlilik yoktu. erkek çocuğu, kız çocuğunun elinden çekerek ikisini birden boylu boyunca çimlere yatırdı. kız çocuğunun kabarık etekleri havalandı. minik bir çığlık attı. tekrar kıkırdamaya başladı. ve aniden sustu. erkek çocuğu dikkatle yüzünü izlerken, kız çocuğu yüzünü buruşturdu; "bugün hava hiç de umduğum gibi değil.". erkek çocuğu ciddiyetle yüzüne bakarken "önemli değil." dedi. kız çocuğu aklından, neden hep bu kadar ciddi olmak zorunda, diye geçirirken başını çevirip gökyüzüne baktı. şeftali ağacının yaprakları arasından, uçsuz bucaksız. ve gri. sonra görüntü aniden simsiyah oluverdi. erkek çocuğu boştaki eliyle kızın gözlerini kapatmıştı; "içine çek havayı". kız derin bir nefes alırken şeftali kokusu ciğerlerine doluverdi. dudakları yukarı doğru kıvrıldı. erkek kulağına yaklaştı ve fısıldadı; "şimdi gökyüzüne tekrar bak." ellerini yüzünden çekti. kız gökyüzüne baktı ve dudakları tekrar yukarı doğru kıvrıldı. sonra döndü ve boşta kalan eliyle erkeğin gözünün üstüne düşen bir saç tutamına dokundu. güldü. "artık o kadar da gri değil". ciddileşti, ve boşta olmayan eliyle sıkıca kavradığı erkek çocuğunun elini sıktı. erkek çocuğu ona iyice sokuldu ve burnunu yanağına değdirirken uyuyakaldı. kız çocuğu gökyüzüne bakmaya devam ediyordu. derken yüzünde bir damla nem hissetti. bir damla nem. yağmur.