20130105

ankagriki.

Ankara'da çocuk olmanın hissi, çok farklı bir his. bir istanbullunun bir izmirlinin burun kıvıracağı anılara sahip olmanın hissi. aslında, öyle pek fazla yeşillik bulacağınızı söylesem, dürüst olmamış olurum. fakat parklar var, yeşil. çocuklar parklarda oynar. ya da sokaklarda. gri kaldırımlar. gri bir şehir. sakin. ankara'ya sonbahar öylesine yakışır. saçları pastel tonlarda rengarenk yapraklardan oluşan, sakin ve hüzünlü bir kadın gibi. etekleri gri kaldırımlara, gri binalara bırakmış kendini. fakat ne zaman güneş açsa, yapraklar hafifçe esen rüzgarla hışırdasa, etraf ışıl ışıl olur. hüznün üzerine yeşil bir gülümseme oturur. ağaçlar hiç olmadığı kadar gür ve yeşildir. her mevsim gri ve yeşil, bir döngü şeklinde, öcünü alır birbirinden. sonra kızılayın bitmek bilmeyen kalabalığı. bahçelinin kafeleri. ve milyonlarca semti, hepsi oturmalık, yaşamalık. gezmelik değildir ankara. ankara sadece ankara'ya ait olanların şehridir. burada yaşamış ve büyümüşlerin. benimsemişlerin. bu sakinliğe alışmış ve bir parçası olmuşların. ankara'ya ait olmak, ankaralı olmak anlamına gelmez. ben ankaralı değilim. ama kendimi ankara'ya ait hissediyorum. içimdeki bitmek bilmeyen hüznü tarif etmek istersem eğer, yağmurlu bir günde ankara'da evimde odamdayımdır. sıcak çikolatam, birkaç adet kestane şekerim yanımda. ince bir battaniyeye sarınmışım, saçlarım dağınık toplu, ve yatağımdayım. elimde sevdiğim kitaplardan biri var. sırtımı kalorifere dayamışım. camıma vuran yağmurun pıt pıt sesiyle uyumlu bir şekilde, kelimeleri bir bir okuyorum. ezbere bildiğim satırları tekrar tekrar zihnime kazıyorum. yazarın hisleri bir bir doluyor içime. o an ben, her ne kadar en ideal ortama sahip olsam da, hüzünlüyüm. fakat bu beni mutlu eden bir hüzün. içimi boşaltırmışım gibi. elimdeki kitap bana her ne kadar hüzün verse de seviyorum. ankara'yı da bu yüzden seviyorum. başımı kaldırıp, pencereden dışarı baktığımda la vie en rose eşliğinde yağan yağmurun sesi, müziğe karışarak kulaklarımı dolduruyor. ve ben o kişinin bir yerlerde olduğu hissine kendimi bırakırken, aynı anda kitabıma dönüp zihnimi de kelimelere bırakıyorum.