Yaptığım planların benim dışımdaki nedenlerden ötürü bozulmasından nefret ediyorum. hayatını yaptığı planlar üzerine kuran ben, her seferinde elimden geldiğince detaylı düşünen, her koşulu göz önüne alan ben. hangi saat, hangi yer, hangi kişi. hepsi. hepsi. hepsi. ama bazen ne oluyor. her ne kadar kusursuz olursa olsun planım, başka sebeplerle yerle bir oluyor. bunu çözümlemenin bir yolu var. fakat 'be' planı denen şeyden hoşlanmıyorum. çünkü benim önümde tek bir seçenek vardır. süregelen koşullarla kendim için yarattığım en mükemmel seçenek. başka bir koşul olsa onu seçer, onu mükemmelleştiririm zaten. ama yarattığım o mükemmel plan, tamamen benim dışımdaki nedenlerden dolayı bozulunca çıldırıyorum. bu nedenle çıldırmış durumdayım şu an. biliyorum buna da bir çözüm bulacağım ve düzelteceğim. ne zaman düzeltemedim ki. ama şu an kendimi tutamayacak kadar sinirliyim. tabi, çok takıntılı olduğum konusunda eleştrilebilirim. doğal. çünkü planlarımın dışına çıktığım her seferde neler yaşadığımı bir tek ben biliyorum. eninde sonunda huzurumun nasıl kaçtığını. bu yüzden beni yargılamayın lütfen. bazen, gövdemi saran, sıkıca bir yerlere tutturulmuş sade bir iple ve sonra koca bir özgürlük hissiyle bırakıyorum kendimi yüksekten. planlarımla yarattığım o muhteşem koruma duvarından beni çıkaran o şey her neyse, o bir yerlere tutturulmuş ip oluyor. kendimi sadece onun verdiği güven hissine bırakıp atlayabiliyorum. düşerken heyecanlı, mutlu. sonra huzurlu. aniden yerlebir oluyor ama. o ip kopuyor ve beni düştüğüm çukurun dibinden kurtaran tek şey planlarım oluyor yine. o yüzden yargılamayın beni lütfen. sinirlerim çok bozuk. şimdi gidip başka mükemmel bir plan kuramayacak kadar yorgunum.
hayatım boyunca bu planlar silsilesiyle yaşayamayacağımı biliyorum, ne yazık.