Evimdeyken yalnızlığı seviyorum. kendi kendime geçirdiğim vakitten aldığım keyif, güzel. sabah uyanmak, uyanınca yorganın içinde vakit geçirmek, hoş. gözlerim kapalı fakat uyumuyorum, ve gözlerimi açana kadar içinde bulunduğum yarı bilinçsizlik hali bana huzur veriyor. sonra kalkıp pijamalarımla mutfağa girerim. kendime hiç üşenmeden pankek hazırlarım. bir saat kahvaltı yaparım. sarelle, fındık ezmesi, reçel ve süt. olmazsa olmazlar. kahvaltı yaparken gazete okurum. eskiden haberleri izlerdim. eskiden. eskiden haberler farklıydı, iktidar yalakası basın, tonla ölüm haberi veya hoplayan kediler yoktu. her neyse. kahvaltıdan sonra önümde koca bir gün vardır. evimdeyimdir. huzurdur. eğer bilgisayarda oyun oynamıyorsam bilin ki odamda dizi-film falan izliyorumdur. yalnız, o sıralar elimde nefis bir kitap varsa günüm değişiyor. yorganın içindeyken, kahvaltı sırasında ve sonrasında uyuyana kadar elimde o kitap oluyor. bitene kadar okurum. huyum bu. güzel şeylerle karşılaşınca bırakmak zor benim için. sonlanana, kökü kuruyana kadar istiyorum.
sözler kulağımda çınlayıveriyor; "sen, ya hep ya hiç misindir her zaman? sen robot musun?"
hayır, sadece keyif aldığım şeyler süregelsin dursun istiyorum.
çok şey mi istiyorum.