olamaz mı, olabilir. diyordum. o serin sabahleyin saatlerinde balkonumda oturmuşken. ayaklarımı soğuk demirlere dayamıştım yine. gündüz saatlerinde cıvılötesi caddemizin, en sessiz olduğu saatler. leziz bir esinti. başımı sandalyemin arkasına dayar, saçlarımı sarkıtmayı severim. onlar uçuşurken, omuzlarım gıdıklanır. işte böyle erken gelir sonbahar ankara'ya. bunun bir nedeni var; benim bildiğim. ankara sonbahardır. gri kaldırımlı sokakları, hep sonbahar. ağaçlarının koyu yeşilleri de, yağmur sonrası kokusu da hep. olamaz mı, olabilir. diyordum. saçlarım uçuşurken, ne de güzel gıdıklıyordu tenimi. onları sonsuza kadar uzatmak isterken tekrar söyledim, olabilir. ta ki yüzümdeki gülümseme sevgilim, onca sahteliğin farkındalığında, dayanamayıp, kaybolana dek. sen şimdilik elimi bırakma. sen deyince anlıyorsun ne dediğimi.
bazen sadece yorgun oluyor insan. ne küs ne yalnız ne de aşık.