Aniden gözlerim açılırken derin bir iç çekme sesiyle birlikte uyandım. gördüğüm ilk görüntü masmavi gökyüzüydü. gözlerim yuvalarında titriyordu. yanaklarım titriyordu. korkudan açılan dudaklarımdan çıkan o ani iç çekme sesiyle kendime gelmiştim. neden bu kadar titriyordum. sonra gökyüzüne odaklandım. ne kadar maviydi. vücudum uzandığım zemine adeta gömülmüştü. masmaviliğe bakarken hafifçe başımı sağa ve sola oynattım. yanaklarımı gıdıklayan çimler ve çimlerin altındaki toprakla içime sıcak bir his yayılıyordu. öylesine huzurluydum. gözlerimi tekrar kapattım. hala o güzel masmaviliği görüyordum. göğü görüyordum. gözlerim kapalı göğe bakıyordum. sonra aniden rüzgar hafifçe esmeye başladı. milyonlarca çimin arasından süzülen rüzgarın tatlı sesiyle gözlerim kapalı göğe bakıyordum. huzurluydum. sanki üç yıl sonra ona kavuşmuş gibi huzurluydum. çim. toprak. gökyüzü. rüzgarın sesi. hepsi üç yıl sonra o'na kavuşmamdı. kavuşmamız kadar huzurluydu. ona bakıyor, onu hissediyor, onu dinliyordum. sonra sıcacık hissettim. sıcacık. gözlerimi yavaşça açarken, göz kapaklarımdan içeri süzülüyordu. ışıl ışıldı. orada, tepede, yukarıda. gülünce küçülen güneş bana bakıyordu. ellerimle gökyüzüne uzandım. ellerim sıcacıktı. bana ışıl ışıl dokunuyordu.
doğruldum. doğrulmamın vaktiydi. sıcacıktı. çıplak ayaklarımı çime basarak, avuç içlerimle çimden destek alarak doğruluyordum. sanki içimdeki tüm korku zemine dokunan her bir noktadan emilip gitmişti. gözlerim kamaşıyordu. içim kıpır kıpır olmuştu. içim içime sığmıyordu. enerji göğsümde, boğazımda, midemde gittikçe artıyor artıyordu. kendimi tutamıyordum. sonra bir baktım. koşuyordum. nasıl da koşuyordum. saçlarım belimden bir sağa bir sola deliler gibi sallanıyordu. içim içime sığmıyordu. koşuyordum. ona koşuyordum. ışıl ışıldı. sıcacıktı. o kadar çok koşuyordum ki. dakikalar dakikalar dakikalar. çimler sonsuzluğa gidiyordu. artık mavi gökyüzünü görmek mümkün değildi. ışığa bakarak koşarken artık hiçbir şeyi görmüyordum. gözlerimin önünde parladığını görüyordum. koşuyordum. koştukça içimin kıpırtısı bir nebze azalmıyordu. enerjim hiç bitmiyordu. o kadar çok koşmuştum ki, ne kadar da uçsuz bucaksızdı. ama ne kadar olduğunu anlamayacak kadar kör olmuştum ışıktan. sıcacıktım. yanaklarım sıcacıktı.
~ elleri hep alev alev. gözlerimi her kapattığımda, iki yanağımı kavramış gözlerimin içine bakıyor.