20140207

sersis.

- küs müyüz?
- hayır.
- eskisi gibi olabilir miyiz?
- ..

bir yaz günü tanışıp alıştığım fakat pek çabuk ayrılmaya mecbur olduğum bir insana veda etmiş gibi bir his yaşamıştım. alışma vaktinde hissettiğim onca güzellik. her geçen gün midemde uçuşan kelebeklerin kıpırtılarıyla gamzelerimin gıdıklanması. insan böylesine anlarda yaşarken, sonrasını düşünmüyor. işte o bir yaz günü öncesi, sonrasına öyle pek vakıf olmayan beni ne kadar düşünsem de hatırlayamıyorum. unutmak ve hatırlayamamak farklı şeyler. unutmak her ne kadar tercihim olsa da, nedense hep bir hatırlayamamak beni mahsur bırakmıştır. bugün, elimde güzel bir kitapla yatağıma uzanmış, üzerimde ince mavi battaniyem, sıcacık kaloriferime sırtımı dayamışken aniden o hissi tekrar yaşadım. onca sıcaklığın arasında, içime bir ürperti yayıldı. onca huzurum dağılıverdi birden. hissettiğim, hüzün değildi fakat gözlerim doluyordu. bunca duygulu bir insan olmaktan tiksiniyordum. hal bu ki, kendimi eğitmiştim. ya da öyle olduğunu sanıyordum. doğduğumdan beri yaptığım şeydi bu. öylesine sıkı bir disiplin, öylesine sıkı bir tembih. kendi duygularımın farkına vardığım ilk andan beri, kendi kendimi içine soktuğum sonsuz diyet. lanet olsun ki, kendi beynim kendini eğitecek kadar yeterli değilmiş ki, o ürperme bütün vücudumu sarıverdi. aniden. şimdi düşünüyorum da, sanırım kendimi çok fazla suçluyorum. çok fazla sınırlıyorum. kendi içimde sahip olduğum o hülyalı huzur sisinin arasına karışıp, bütün uzuvlarıyla, hararetle ve büyük bir inatla, o sisi dağıtan insanlara kötü şeyler söylemek istiyorum. fakat sonra, ister istemez sıkılıp vazgeçiyorum. 

bir yaz gününden bu yana, onca zaman geçmişken, onca güzel şarkıyla sisimi bulandıran insana atfederek, huzurumu bende bırakmasını fısıldıyorum.