20100715

bifurcated

Bugün saatlerce sessiz oturduk. Sonra saatlerce hiç susmadık. Sonra tam ikibindokuzyüzyetmişiki saattir popomuzu yerinden hiç kıpırdatmadığımızı farkettik. Gecenin 3:09 unda kağıt helva arası dondurma yemeye karar verdik. Döndüğümüzde evimizin yerinde koskoca bir dolap vardı. O kadar koskocaydı ki, O kapaklarını açarken üç parmağını kırdı. Zaten altı parmaklıydı elleri. İçeri girdiğimizde Charlie'nin çukulata fabrikasından daha az güzel bir fabrikadaydık. Fabrikanın sahibi bize bir teklifte bulundu; tonlarca çukulata yiyebilirsek fabrikayı bize verecekti. Tonlarca çukulata yedik ama fabrikayı istemedik. Onun yerine Ona çukulatadan onuncu bir parmak istedik. İstediğimiz oldu. O artık yedikçe bitmeyen, istemedikçe erimeyen, çok leziz görünümlü bir parmağa sahipti. Mutluluktan hoplayıp zıplarken ayağımız kaydı ve çukulata makinesinin içine düştük. Gözlerimizi açınca evdeydik. Yirmisekizbuçuk saattir uyuyormuşuz meğersem! Ama neredeyse kırksekizbuçuk saattir uyumamışız gibi yorgunduk. Buna rağmen tekrar uyumadık. Neden uyuyacaktık ki zaten?

- canım çok sıkılınca seslisözlükün isteklerbutonuna basıyorum, bir anda keyfim yerine geliyor.