20100725

helim

Hafif bir şeyler mırıldanıyor. Boğazından gelen ses yükselip alçalıyor. Yükselmek. En yüksek. Sonra alçalmak.. İşte tam o kırılma- o dönüm noktasında insanın yüreğine dokunacak dönüşler yapıyor. Bir süre.. Bir süre dinlemelisin. Ve işte. Burnuna taze kahve kokusu gelmedi mi senin de?
Gözleri feci bir korkuyla büyüyen çocuk annesini
arıyor.
Güneşe karşı göz kapaklarını izleyen kızın nefesi kesiliyor.
Mor dağlar gümüş otlarla kaplı, rüzgar dilediğince esemiyor, titretemiyor.
Sen. Kendini umarsızca alkole vermişken sevgilin geceleyin denizde ahtapotlarla dans ediyor.
Çıplak koşmak sandığın kadar utanç verici değil.
Ama en çok gözlerin.. Güneşe karşı göz kapaklarını izleyen kızdan daha fazla nefes kesiyor.

Bir fikri öpemezsin. O'nu öpemediğini düşünsene bir de.