Sıcak bir karanlık kaplamış çevremi. Yumuşak bir zeminde uzanıyorum. Dizlerim karnıma çekilmiş, ellerim tek yanağımın altında kavuşmuş. Üzerimde yumuşak bir ağırlık var. Bütün vücudumu ve üzerinde bulunduğum yumuşak zemini örten. Evet, işte en sevdiğim yerdeyim. Yatağım. Peki ya birkaç santim yakınımda soluk alıp veren de kim? Ellerim uzanıyor ona doğru. Nedensiz, saçlarına gidiyor ellerim. Saçları.. Ellerim buz kesiyor birden. Öylece. Saçları.. Sonra merak ediyorum elleri sıcak mı? Elim gözlerine dokunuyor ben farkedemeden. Göz kapakları örtülü, sanırım uyuyor. Soluk alıp verişi sabit bir ritim tutturmuş. Ben bunca şaşkınlık içindeyken ne de huzurlu. Uzun kirpikleri kupkuru. Bense gittikçe daha da buz kesiyorum. Soğuğu farketmiş olsa gerek ki bir ürperti geliyor vücuduna. Karanlıkta göz kapakları açılıyor. Karanlıkta gözlerimi buluyor gözleri. "Şemsiye.." diyor, "..sever misin?" Hafif bir gülümsemeyle soluk verişini hissediyorum. İkimiz de öylece dururken saçlarını düşünüyorum. Soğuk hafifliyor biraz. Dokunmak istiyorum saçlarına. Nedenli, saçlarına gidiyor ellerim. Buz kesen ellerimde soğuk hafifliyor. Görüntüsü yanıbaşımda olsa da olması gerektiği yerde değil. Hissediyorum. Ona çok kötü şeyler söylemek istiyorum. Ona çok kötü şeyler söylüyorum. Gözleri doluyor. Kirpikleri kupkuru değil artık. Sıcak karanlık kaplamış çevremizi. Ellerim ısınıyor. Islak kirpikleri parmaklarımı gıdıklıyor.
~hayat sen yokken çok güzel, ama ben senin tesadüfünü bekliyorum. nerede, kiminlesin. sen kim bilmiyorum.