20101024

mutanthead


Geçenlerde müzik dinleyerek yolda yürüyordum. hava serindi ve akşam saatleriydi. üzerimde en sevdiğim, asırlık ince montum vardı. ayağımda yüksek spor ayakkabılarım olduğundan biraz daha uzun hissederek yürüyordum. oldukça keyifliydim. eskiden nedensiz sevmediğim ama son bir senedir bağımlılık yapan Radiohead parçalarından biri başlayınca iyice keyiflendim. sonra rüzgar hafifçe esti. kahkül kestirdiğimden beri rüzgar yüzümün daha az bir kısmını etkileyebildiği için kıs kıs gülüyordum. kıs kıs gülerken rüzgar kahküllerimi dört bir yana savurdu. fakat bu kıs kıs gülmemi engelleyemedi. biraz daha yürüdüm. kendimi müziğe iyice kaptırmıştım ki aniden önüme şu sokaktabilinçlenmece veletlerinden biri atladı. "sigara vücudunuza ne yapar biliyor musunuz?" dedi, kaşları çatık. Oldukça sinir bozucu bir çokbilir ifadesi vardı. emin olamayarak ellerime baktım. sonra cebimi yokladım hafiften. görünürde sigara denen şey yoktu. neden böyle bir soruyu bana yönelttiğini merak ettim. kokumda mı bir şeyler vardı? "Eeet" dedim, "hidrokarbonların kısmi yanmasıyla ortaya çıkan free radikaller ve electrophilic karbon yan ürünleri - tabi bunlar çekirdek çeperinden kolayca içeri diffuse olabiliyorlar- genetik mutasyona sebep olup beni bir orangutana falan dönüştürebilir. tabii daha önce kısmi bir ölümcül hastalıktan ölmezsem.", yüzüme sahte bir gülümseme oturttum. "bu nedenle işine bak ve beni rahat bırak". bunları sessiz bir şekilde kafamın içinde söyleyerek gülümsemeye devam ettim. velet başını hafifçe kaşıyarak uzaklaştı.