20130323

kareller.

havanın karlı olduğunu, bunca tatlı yağdığını görünce gözleri dolan bir haldeyim. ama öyle güzel ki. veletken elimizde çıpır çıpır sallayıp kendi haline bıraktığımız mini fanuslar gibi dışarısı. yavaş yavaş süzülüyor kar. güzel ama sanki içimde bir yerlere yağar gibi. o güzelliğe, evimin sıcağından baktığım, penceremden usulca izlediğim halde, sanki asfaltlarda değil de içimde birikiyor gibiler. kar taneleri yine değmiyorlar birbirlerine. yere varınca buluşuyorlar. yazık ki birkaç güne eriyip gidecekler, ankara baharında. hava böyle iken içime yağan hüzün, belki güneş açtığında alır başını gider ne dersin? yirmiki yaşımın şu gününe kadar, karı her gördüğümde yaşadığım mutluluk tatlı hisler bırakırdı. çilekli kremalı pastanın dilde bıraktığı tatlılık misali, yüreğimde tatlı tatlı. belki bundan başka bir mart günü, yine böyle kar yağıyorken yaşayabilirim aynı duyguyu. bugünkü hüzün alsın başını gitsin. gitsin, artık. içimi yiyip duran bu histen kurtulmak istiyorum. kurtulacağım da. sonsuza kadar böyle kalacak değilim ya. bir iki aya düzelirim herhalde. 

tam hatırlayamadım, ben bir iki ay önce ne demiştim?

'..ellerine bakma artık  
çünkü kar yağıyor  
çılgın hüzünlü..

..kar dindi  
gerçekten dindi  
ellerine bakabilirsin artık.'

bir insan, birini yalnızken hatırlıyorsa sevmemiştir, ansızın aklına getirip yalnızlaşıyorsa, işte o zaman sevmiştir. belki de benim gibi bir başına sevmiştir.